Erdoğan, 'Siyaset yapmak istiyorsan çık karşıma' deyince partimi kurdum

01.06.2007 / Nuray Başaran / Söyleşi
Güçlü Türkiye Partisi'ni kuran ve başkanlığını üstlenen 30 yaşındaki Tuna Bekleviç üç yıl önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la karşılaştığında yanındaki tüm gençleri partisine davet ederken kendisine 'Partini kur, çık karşıma siyaset yap' dediğini ifade etti.
Türkiye’de 52. partiyi kurup adına Güçlü Türkiye
Partisi dediler. Türk siyasetinin yakın tarihini
incelediğimizde sadece cesur
değiller, oldukça da gençler. Kimilerine göre
cesaretleri gençliklerinden geliyor ama aynı
zamanda kendilerine “güçlü” adını vererek bu
noktadaki kararlılıklarını ortaya koydular.
Herkesin 22 Temmuz seçimleri konusundaki fikri
hâlâ daha “flu” iken, elbette bu seçimlere
girecek hazırlığı yapamadılar. Ama gençleri
arkasından sürükleyerek partisini kuran genç
genel başkan, bir başka cesur adım attı ve
Edirne’den 22 Temmuz seçimleri için bağımsız
aday oldu. Edirneli Kapalıçarşı esnafından
“Sinan ve Şükran’ın oğlu” Tuna Bekleviç.
Kulağında küpesi ve eğer Meclis'e gelebilirse
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Meclis'in en genç
vekili olacak olan Tuna Bekleviç’in yeni siyaset
anlayışını ve geleceğe dair fikirlerini
konuştuk.
Yeni bir parti kurup, başına geçtiniz, kendinizi gerçekten lider olarak görüyor musunuz?
Zaman zaman kendi içimde de bunları tartışıyorum ama herhalde bunun kararını verecek olan halkın demokratik tercihi olacak. Eğer böyle bir tercihte arkamızda dururlarsa o zaman gerçekten bizim partimizin de kendimizin de kendine güveni çok daha değişecektir. Bu, hizmete dönüşecektir. Bu bizim ilk seçimimiz, ilk kez birçok şeyi görüyoruz. Bunu kazanabilirsek, gerçekten yeni siyaset yapma anlayışı içinde yeni bir lider yetişiyor diyebiliriz.
Son dönemde moda oldu, birleşmeler,
ittifaklar. Siz de bir partiye gitseydiniz yer
bulabilirdiniz. Niye böyle bir şey
düşünmediniz?
Ben gitmedim değil. Birtakım tekliflerde bulundum. Ama gitmemek için teklifte bulunduğumu söyleyebilirim. İki tane şey var aslında. Birincisi eğer farklı olacaksak, mesela ben 25 yaş meselesinde çok fazla uğraştım, YSK’ya gittik üç kez, hem iktidarın hem muhalefetin inanılmaz samimiyetsiz olduğunu defalarca kez görme fırsatı bulduk. Eğer bir parti adaylarını gerçekten bizle birlikte belirleyip de 40 yaş altında ve yarısını kadın olarak belirleyecekse, biz de o belirleme komitesinde olacaksak, her siyasi parti ile hareket ederiz. Hiç gerisi bizi ilgilendirmez. Ama doğal olarak hiçbir siyasi parti buna yanaşmadı. Böyle bir koşul olduğu zaman. Ben sadece milletvekili olmak da istemiyorum. İlk kez Tayyip Erdoğan'la karşılaştığımda bundan iki sene önceydi, yanımdaki bütün gençlere “Bizim partiye gelin mutlaka, siyaset yapın, siyasetin içinde bulunun” derken, yani davet ederken herkesi, -ki hep özel bir ilgisi olmuştur gençlere- bana geldiğinde şöyle demişti, onu hiç unutmuyorum: “Eğer bu kadar çok yapmak istiyorsan, o zaman partini kur, karşıma çık, siyaset yap”.
Parti kurarak, Tayyip Erdoğan’ın karşısına mı çıktınız?
Yani onun sözüne istinaden parti kurmadık ama geriye dönüp bu anıyı hatırladığım zaman, tam üç yıl önceydi, yani AGL kurulurkenki aşamaydı. Diğer liderlerin böyle siyasi arenaya daha farklı oturduğunu görüyorum. Yani diğerleri, herkes, "Bizim partiye gel, bu partiye gel" şeklinde yaklaşıyordu bize. Fakat bir tek o öyle çıkışta bulundu. Yani bu demek ki bir daha hiç aynı yerde bulunamayacağız, karşı karşıya bulunacağız.
AK Parti’nin hâlâ alternatifi yok
dediniz. Anketlerin bazılarına göre dört parti
giriyor görünüyor Meclis'e. Siz ne görüyorsunuz,
hem Edirne özelinde hem de bir partinin genel
başkanı olarak?
Türkiye ve Edirne biraz farklı. Türkiye genelinde baktığımız zaman ben üç buçuk parti görüyorum açıkçası. AK Parti sürdürecektir, öyle bir görüntü var. CHP de şüphesiz barajı geçecektir. Yarım parti de DTP, bağımsızlarla girecek. Etti iki buçuk. Demokrat Parti’den ya da MHP’den de bir tanesinin gireceğini düşünüyorum. Ama hangisi yüzde 10’un üzerine çıkar, hangisi yüzde 10’un altında kalır onu şu an öngöremiyorum. Bu herhalde gösterecekleri adaylarla, estirecekleri rüzgârla alakalı olacak. Ama ikisinin birden yüzde 10’un üzerine çıkması pek kolay değil. Ayrıca Bağımsızlar Partisi de olabilir, onu da iyi düşünmek lazım. Açıkçası 50 tane bağımsız girerse Meclis’e bu, sistemin çöktüğünü gösterir bence. Bu, yüzde 10 barajı ve Siyasi Partiler Kanunu ile oluşan sistemin tamamen çöktüğüne işaret eder. Türkiye son bir ay içerisinde büyük bir kriz yaşadı. Şu an bu krize ara verildi. Meclis açıldığında kriz devam edecek. Genel başkanlar bu krizi yönetebilmek için ya da kendilerine fayda sağlayabilmek için parlamentoda kesinlikle muhalefet edecek, el kaldırıp indirecek insan arıyorlar bu seçimlerde. Onun için güçlü adaylar göremeyebiliriz.
Kaç yaşındasınız?
Ben otuz yıl altı aya girmiş olacağım. Yani cumhuriyet tarihinde daha genç yok. Şüphesiz bir sonraki dönem o da kırılacak, 25 yaş geçtikten sonra. Tabii ki bu dönemde genç insanlar girdiler Meclis’e ama hiç kimse bağımsız olarak arkasında bir genel başkan desteği, parti desteği, partinin finansal kaynaklarını, onu tanımasa bile partiye oy veren insanların desteğiyle girmedi. Bunu başarırsak, bu liderliğe aday olacağımızı göstermiş oluyoruz ve buna yakınız.
Uzun süredir AK Parti alternatifsiz ve bütün partiler en azından çaresiz duruyor.
Çaresiz durmuyor, deli gibi para kazanıyorlar. Sektör sektör yani şimdi işte yine Hazine yardımı geldi.
Tüm bunların karşısında tek başınasınız, tek tabanca ve ben diyorsunuz AK Parti'ye alternatif geliyorum.
Çünkü o kadar göbeğimden bağlı değilim hiçbir şeye. Yani şimdi mesela Demokratik Sol Parti bile bu birleşme tantanası içinde ne kadar fazla her şeye bağlı olduğunu ortaya koymuş oldu. Uzadı süreçler. İşte kasada para vardı, ne oldu, ne olacak gibi tartışmalar çıktı. İl yönetimleri sorunu çözdü mü zannediyorsunuz. Ben her ilde görüyorum bunu. Çok enteresan şeyler olabilir, CHP’liler başka partiye, DSP’liler başka partiye oy bile verebilir. Sistem o kadar büyük paralar getiriyor ki partilere, Hazine yardımları, zaman zaman ihaleler vb. Ve kimse bu pazarın dışında kalmak istemiyor. Bundan dolayı da rüşvet mekanizması oluşmuş.
Bu mekanizmanın çok etkili olduğunu söylüyorsunuz.
Herhalde burada sistem yanlış değil, devletin yardım yapması sistemini yanlış bulmuyorum ama adaletsiz buluyorum. Şimdi yüzde 7’yi geçen partilere ödeyip diğerlerine aldığı oya göre dağıtmazsanız bu iş olmuyor. Mesela Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi neyse şimdi bu insanlar yüzde 5 aldılar diye varsayalım. Bunların oyu yüzde 7 alan Genç Parti’nin oyundan daha mı değerli? Yani birisine 30 trilyon veriyorsunuz diğerine "Hadi bak başının çaresine" diyorsunuz. Çok isabetli yaklaşım değil bence. Bu da bir adaletsizlik. Her şey de bunun üzerine kurgulanmış durumda bence siyasette. Onun için de alternatif olamıyorlar. Gerçi zaten para ile yapılan hiçbir rekabetin içinde biz kolay kolay bulunamayız çünkü ne kadar paranız olursa olsun AK Parti ya da CHP kadar paranız olamaz. Yani o bugün ilan edilen paraların onlarca kasa daha fazla parayı arzu ettikleri zaman tek bir günde bile siyasetin içine sokabilecek kudrete sahipler. Ya da şöyle söyleyeyim: Türkiye siyasetinin kontrol ettiği para miktarı Türkiye’nin gayri safi milli hasılasından daha fazla.
İlginç. Bunu hesaplayarak mı böyle bir sonuca ulaştınız?
Yani tam bir rakam verebilmek mümkün değil, öngörerek söyleyebilirim sadece. Türkiye’nin başbakanı sadece Türkiye’yi kontrol etmiyor aslında, işte OYAK’taki ihaleleri de kontrol ediyor, Ermenistan’daki ihaleleri de kontrol ediyor, zaman zaman Rusya’daki doğalgazı da kontrol etmeye gayret ediyor ya da etmiyor, hurda ticaretini kontrol ediyor ya da etmiyor ya da altında birtakım insanlar kontrol ediyor. Yani o kadar büyük bir ekonomi söz konusu ki kimse bu dengelerin kolay kolay değişmesini istemez.
EDİRNE'DEN SEÇİLİP MEHMET AĞAR'IN
50 BİN 250 OYLUK REKORUNU KIRACAĞIM
Partinizin en önemli özelliği gençlerden oluşması. Partiniz seçimlere giremiyor. Ama siz genel başkan olarak Edirne’den bağımsız adaylığınızı ilan ettiniz. Kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz, seçimleri nasıl görüyorsunuz?
Parti kurulurken 32 şehir 115 nokta olmak üzere 2400 genç arkadaşla kuruldu. Cumhuriyet tarihindeki en genç kurucularla oluşturulan partiyiz. Bir diğer özelliği de en üst düzey yönetim kurulumuz MKYK’nın yüzde 42’sinin kadın yöneticilerden oluşması. Bu da daha önce gerçekleşmemişti. Biz kasıma göre ayarladığımız için kongremizi mayısta yaptık. Teşkilatlarımızı da önemli ölçüde hazırlamıştık. Fakat seçim üç ay önce geldi, biz parti olarak seçimlere katılamadık. Ve Türkiye’de son bir kriz dönemi geçince aslında Güçlü Türkiye Partisi bu seçimler için zayıf kaldı. 20 şehirden bağımsız adaylar göstermeye karar verdik. Başka şehirler de var. Mesela Konya’dan, Mardin’den, Sakarya, Kocaeli, Bursa gibi şehirlerden düşünüyoruz. Bunların içinde en şanslı konumda olan Edirne oldu. Çok uzun süredir de Edirne merkezden bir aday çıkmadı. Amacımız Mehmet Ağar’ın aldığı 50 bin 250 oyluk rekoru kırabilmek.
TUNA BEKLEVİÇ KİMDİR
1977'de esnaf çocuğu olarak Edirne’de doğdu. Bilgi Üniversitesi’nde ekonomi okudu. 2000'de Ekonomistler Platformu’nu kurdu. Güçlü Türkiye Partisi’ni kurdu. Bekleviç'in siyaset, kamu yönetimi ve hukuk alanında Türkiye'nin en başarılı genci başta olmak üzere aldığı ödüllerinin yanı sıra, tenis, atletizm ve satranç dallarında da çeşitli ödülleri bulunmaktadır.


