Geleceğin pazarlama mecrası 'vlog'lar mı?
Marketing Türkiye’de bugüne kadar projelerim ve yaptıklarım ile ilgili 4-5 haberim çıktı. Ama geçen sene benimle yapılan bir röportajı sizlerle paylaşmayı unuttuğumu (ne yazık ki) şimdi farkettim. Sonra yazıya baktım ki değişen birşey olmamış.
Bundan 3 sene önce benim için internet videosu sadece video blogdan ibaretti. Ama o zaman geleceği yok gibi gözüken bu ilgi beni bugün Sevenice’ın kuruluşuna kadar getirdi. Video Blog sayesinde internet videosu ve kullanıcı bazlı içerik hakkında çok fazla şey öğrendim ve bu öğrendiklerimi şimdi internet televizyonu konusunda kullanıyorum. Bu konuda biliyorsunuz bir kitap bile yazdım
Marketing Türkiye’de çıkmış olan benim yanım sıra Korkut Öztürk, Semih Özaytekin ve Deniz Karabacak ‘la yapılan röportajlarında yer aldığı bu yazıyı okumak için devam ediniz. Devamı için buraya tıklayın...
Twitter - Biz Stone ile yapılan bir röportaj
Mogulus Pro'nun özellikleri açıklandı!..

Las Vegas'da düzenlenen ve Amerika'nın en büyük media showu olarak bilinen NAB'a katılan Mogulus, merakla beklenen Mogulus Pro'nun lansmanını yaptı. Henüz fiyat bilgilerini sizinle paylaşamadığım Pro versiyonunun özelliklerini aşağıda bulabilirsiniz. Pro versiyonunun fiyatlarının basına açıklanmasından sonra bu versiyonun alımını http://www.gomedia.tv adresinden yapabileceksiniz.
Mogulus Pro'nu özellikleri
- White-label or skinless player (no Mogulus
branding).
- Ad-free.
- Analytics – create in-depth audience reports for
management and advertisers.
- Professional Terms Of Use.
- Higher quality options:
- 16/9
- HD Live and On-Demand
- H.264
- Access to Mogulus APIs.
- Time-based autopilot scheduling.
- Private channels (not published in the Mogulus
directory).
- Additional library storage.
- Priority transcoding.
Digital Age'de Internet Tv!..
Digital Age dergisinde bu ay Internet tv'ler ile ilgili bir makalem yayınlandı. Bu sayıda kişisel internet tv kurulumları, Türkiye'de internet televizyonlarının mevcut durumu ve kullanıcı bazlı video içeriği konusuna değindim. Dergiyi DNR'larda bulabilirsiniz. Gazete bayilerine çok az geldiği için genelde pek bulunmuyor olabilir. Bu yazıda Türkiye'deki ilk internet televizyonu olan www.haber262.com ve Mogulus.com sitelerine de değindim. Digital Age dergisinin ileriki sayılarında da internet televizyonları ve internet videosu üzerine yazılarım devam edecek.
Youtube bu sene canlı video'ya geçiyor!..
27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" id="viddler">
Herşeyin başlangıcında olan Youtube live video konusunda da bu sene yeni bir hizmeti devreye sokacaklarını resmi olmasa da açıkladı. Kendisi ile internet üzerinden tanıştığımız ünlü vlogger Sarah Mayers, YouTube'un kurucusu Steve Chen ile yaptığı röportajda 2008 yılı içinde Youtube'un live video'ya geçeceği bilgisini aldı.
Wikipedia’nın Kurucusu Jimmy Wales İstanbul’a 18 Ocak' da Geliyor.
İnternetin özgür ansiklopedisi olarak tanınan Wikipedia ve Wikia Search’ün kurucusu Jimmy Wales, 18 Ocak 2008 tarihinde İstanbul’da yapılacak “Altivi ile Sınırsız Dünyanın Liderleri” konulu seminere katılacak. Bende bu cuma günü seminerde olacağım ve sonrasında sizlerle hem seminer ile ilgili fotoğraf ve videoları hem de görüşlerimi paylaşacağım.
İnternet üzerinden kapalı zarf usulü ihale
sistemi ile alışveriş olanağı sunan Altivi
tarafından ilki düzenlenen ve internette içerik,
özgürlük ve sorumluluk kavramlarının ele alınacağı
seminerde, Jimmy Wales kurucusu olduğu internet
ansiklopedisi Wikipedia, Wikia ve en yeni projesi
olan Wikia Search’ten de bahsedecek.
Sektörün ve blogger’ların gelişimine katkıda
bulunmayı hedefleyen seminerde internette içerik,
özgürlük ve sorumluluk kavramları ele alınacak.
Jimmy Wales Hakkında 1966 doğumlu
Jimmy Donal “Jimbo” Wales, ABD’li bir internet
girişimcisi. 1994-2000 yılları arasında Chicago
Options Associates’de araştırma müdürü olarak
çalıştı. 2000 yılından beri çeşitli wiki
projelerini yürüten Wales; internet ansiklopedisi
Wikipedia’nın, Wikimedia Vakfı’nın ve Wikia adlı
şirketin kurucusu...
5 nci Blog Yazarları Toplantısı, GoMedia.Tv canlı yayınları sürüyor!..
GoMedia.Tv'nin canlı yayınları serisine Türk Blog Yazarları'nın 5 nci toplantısı ile devam ediyor. 1 hafta süre ile 12 Ocak 2008 Cumartesi tarihinde GoMedia.Tv'den canlı yayınlanan Blog Yazarları toplantısını hem GoMedia.Tv'den hemde http://blogyazarlari.ning.com adresinden izleyebilirsiniz.
Sevenload'ın benimle yaptığı video röportaj
Yukarıdaki video Sevenload firmasından Türkiye ülke yöneticisi Hediye Evsan'ın benimle yapmış olduğu video röportajı içermekte. İleriki günlerde bu video Sevenload'ın kendi içinde oluşturacağı ayrı bir kanalda yayınlanacak. Sevenload ise 2008 içinde Türkiye'ye gelme ihtimali bulunan ve bu konuda kendileri ile GoMedia.Tv olarak ilişkide olduğumuz büyük bir multimedya portali. Gerek içeriği, gerek teknolojik altyapısı ve Almanya'da aldığı yılın en iyi multimedya websitesi ödüllerinin göstergesi bu gerçekleştiğinde Türkiye'deki video portalleri arasında çok önemli bir yer edineceğini gösteriyor. CEO'su İbrahim Evsan ise dünya çapında bir iş adamı ve vizyon açısından Sevenload'ı daha da iyi yerlere taşıyacak gibi duruyor.
Sevenload
bana aşağıdaki soruları yöneltti; bende bunlara
göre kendilerini video üzerinden yanıtladım. Bu
video aynı zamanda bana sürekli gelen GoMedia.Tv nedir sorusu
içinde sanırım iyi bir yanıt oluyor
Sevenload tarafından bana sorulan aşağıdaki
soruları cevaplandırdım;
- Kendiniz hakkında bilgi verir misiniz?
- GoMedia.Tv nedir?
- Sizce Türkiye`de internetin konumu nedir?
- Türkiye`nin web dünyasinda daha iyi bir yere
gelebilmesi icin neler yapilmalidir?
- Avrupa ve Amerika ile kiyaslandigimizda sizce
neredeyiz?
- Geçtiğimiz günlerde çıkan son kitabınızdan
bahseder misiniz?
- Web 2.0 hakkindaki düsünceleriniz?
- Severek okuduğunuz bloglardan üçü?
Bu röportaj için Sevenload ekibinden Hediye Evsan'a teşekkürler
Türkiye'deki ilk Video Blog Semineri....
8 Aralık 2007 Cumartesi günü WebSeminerleri çerçevesinde "Internet kendini yayınlamak" adı altında Türkiye'deki ilk Video Blog seminerini verdim. Vakit bulduğumda seminerin tamamını izleyebilmeniz için (belki merak eden olur hani) yine buradan vereceğim. Ama şimdilik seminerin kısa bir özeti olan 10 dakikalık kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu seminerde ayrıca 7 nci kitabım olan "Yeni başlayanlar için Video Blog Rehberi" isimli kitap ile ilk Türk interaktif korku dizisi Babeyn'nin de duyurusu yapıldı.
İlk Türkçe "FaceBook" Kitabı Yakında Sizlerle!..
İlk Türkçe Facebook kitabının yazımına başlandı. Kitabın seri bir şekilde tamamlanacağı ve en kısa zamanda Türk FaceBook kullanıcıları ile buluşturulacağı haberini sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Biliyorsunuz pek çok kullanıcı sadece İngilizce arabirimi olduğu için henüz FaceBook'a girmemiş durumda veya aktif olarak kullanamıyor. Bu sayede daha fazla aktif Türk kullanıcının FaceBook'ta var olmasını sağlayacağımı düşünüyorum.
Benim aynı zamanda 8 nci kitabım olacak olan FaceBook kitabı ile ilgili gelişmeleri yine buradan ve FaceBook'taki sayfamdan izleyebilir, kitap ile ilgili bilgi almak için bana e.posta atabilirsiniz.
Bir Anayasa taslağı da Güçlü Türkiye Partisi’nden
Güçlü Türkiye Partisi Politika
Geliştirme Merkezi hazırladığı yeni anayasa
taslağını açıkladı
75
maddelik taslakta yerinden yönetim getiriliyor.
Zorunlu askerlik, YÖK, sıkıyönetim, zorunlu din
dersi, Askeri Yargıtay ve Yüce Divan kaldırılıyor.
’Sivil Anayasa’yla ilgili tartışmalar sürerken
Güçlü Türkiye Partisi Politika Geliştirme Merkezi
hazırladığı yeni anayasa taslağını açıkladı. GTP
Genel Başkan Yardımcısı İdris Kardaş, toplumda
’sivil bir anayasa’ hazırlanması için heyecanlı bir
bekleyişin hüküm sürdüğünü söyledi. 22 Temmuz
seçiminden önce AKP’nin programında sivil bir
anayasa hazırlanmasının öncelikli yer tuttuğunu
hatırlan Kardaş, “Ancak yapılan açıklamalar
düşünülen sivil anayasada toplumsal bir mesele olan
Kürt Sorunu, başörtüsü sorunu ve MGK’nın
kaldırılmasıyla ile ilgili herhangi bir düzenlemeye
gidilmeyeceğini anlıyoruz. Bu yönde hazırlanan bir
anayasanın demokratik olması düşünülemez. Hükümet
anayasa çalışmalarına sivil toplum kuruluşlarını,
sendikaları, demokratik örgütleri dahil etmeli”
diye konuştu.
Yeni anayasanın özgün ve yerli olması gerektiğinin
altını çizen Kardaş, “1982 anayasası hazırlanırken
ortada ne sendikalar ne de demokratik kitle
örgütleri vardı. Yeni anayasa hem içerik hem de
hazırlanış biçimiyle sivil ve demokratik olmalı.
Sivil olabilmesi için de sadece üniformaların
çıkarılması yeterli değil, hazırlanan taslak sır
olmaktan çıkarılmalı” dedi.
Zorunlu askerlik yerine kamu
hizmeti
GTP’nin hazırladığı ve 75 maddeden oluşan “Anayasa
Önerisi Taslağı” nın içeriği özetle şöyle:
* MGK, YÖK, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek
Kurumu, Askeri Yargı, Yüce Divan, Askeri Yargıtay,
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne yer verilmiyor.
* Zorunlu din dersleri ve sıkıyönetim yok. Yargı,
yasamadan sonra yürütmeden önce geliyor.
* Üniter devlet ve sınır bütünlüğü korunurken,
yerinden yönetim teşvik ediliyor. Türkiye 7 bölgeye
ayrılıyor. Yerel organlara da yasama ve yürütme
görevleri veriliyor.
* Genel seçimlerin dört yılda bir, Cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin ise beş yılda bir yapılması
öngörülüyor. Cumhurbaşkanını en fazla iki dönem
için halk seçiyor.
* Zorunlu askerlik yerine bir kat fazla alternatif
kamu hizmeti seçeneği getiriliyor.
Daha fazla bilgi için http://www.gtp.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.
Garson çağırmak için zıplamaya son : MeraCall
Büyük bir icat değil kabul ediyorum ama işleri
kolaylaştıracak bir çözüm olarak sunulması çok
güzel. Firmanın web adresi www.meracall.com
şeklinde.
Bu videoyu ayrıca aşağıdaki adreslerden izleyebilirsiniz;
* Dailymotion: http://www.dailymotion.com/video/4295672
* Blip: http://blip.tv/file/306172
* Youtube: http://youtube.com/watch?v=h7E7OibGY4U
* Metacafe:
http://www.metacafe.com/watch/724052/masa_basindaki_garsonlara_care_meracall/
* Google:
http://video.google.com/videoplay?docid=-5578353423916775828
Bu video'dan $4000 kazandılar...
Metacafe'de kanal açan bu grup videolarının seyredilmesinden yaklaşık 17 bin dolar kazanmışlar. En çok kazanan videoları ise yukarıdaki video. Bu video'dan tam olarak 4000 dolar kazanmışlar. Videoyu 833 bin kişi seyretmiş bugüne kadar. Türkiye'de henüz video içeriği üreterek para kazanmak mümkün değil, ne dedim ben; cümleyi değiştiriyorum, değildi!.. Çok yakında Pikniktube'den gelecek benzer haberlere şimdiden hazırlıklı olun ve video kameralarınızın pillerini doldurun, memory cardlarınızı hazırlayın ve en önemlisi farklı ne yapabilirim diye düşünmeye başlayın şimdiden. Hazır olun; video blogging konusunda çok yakında bir devrim yaşanacak ve bunun çıkış noktası da Pikniktube.com olacak.
SEÇİMİN KASKETLİ ANNELERİ EDİRNE'DE
Güçlü Türkiye Partisi (GTP) Genel Başkanı ve
Edirne Bağımsız Milletvekili Adayı Tuna
BEKLEVIC kalabalık ekibi ile çalışmalarını
sürdürüyor. Secim çalışmalarına Mayıs ayı
basında başlayan BEKLEVİÇ ülkenin dört bir
yanından gelen kadın üyeleri ile çalışmalarını
sürdürüyor.
"Edirne merkez kahvelerde kasketli kadınları görenler bugünlerde şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar" diyen BEKLEVİÇ, hedefimiz Sn. Mehmet AĞAR'ın 2002 seçimlerinde aldığı 50.115 oyu geçmeyi hedeflediklerini belirtti. Kampanyada 90 kişinin görev aldığını ifade eden BEKLEVİÇ ekibin büyük bir bölümünün kadınlardan oluşmasının çok büyük avantaj olduğunu söyledi.
Devamı için buraya tıklayın...Lonely Girl15
Lonelygirl'ü duymuşsunuzdur muhakkak. Internet
üzerinde açtığı video bloglar ile efsane olan adı
"Bree" diye bilinen güzel bir kız. Hatta o kadar
meşhur oldu ki video blog siteleri arasında
transfer oldu, ilk önce Youtube'da başladı sonra
oradan Revver'a geçti sonrasında da Verizon ile
ciddi bir kontrat imzaladı. En sonunda tüm bu
işlerin bir proje olduğu ve Lonelygirl15'in aslında
Jessica Rose adında bir aktrist olduğu ve Newyork
Film Academy mezunu olduğu anlaşıldı. Ama ister
gerçek olsun ister olmasın, Jessica bir devrim
yarattı ve yeni bir akımın öncüsü oldu. Gerçek
Lonelygirl'ler ise aslında etrafımızda heryerde
bulunuyorlar. Tek yapmaları gereken birazcık medeni
cesaret. Ne diyelim; darısı başımıza
![]()
Erdoğan, 'Siyaset yapmak istiyorsan çık karşıma' deyince partimi kurdum

01.06.2007 / Nuray Başaran / Söyleşi
Güçlü Türkiye Partisi'ni kuran ve başkanlığını üstlenen 30 yaşındaki Tuna Bekleviç üç yıl önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la karşılaştığında yanındaki tüm gençleri partisine davet ederken kendisine 'Partini kur, çık karşıma siyaset yap' dediğini ifade etti.
Türkiye’de 52. partiyi kurup adına Güçlü Türkiye
Partisi dediler. Türk siyasetinin yakın tarihini
incelediğimizde sadece cesur
değiller, oldukça da gençler. Kimilerine göre
cesaretleri gençliklerinden geliyor ama aynı
zamanda kendilerine “güçlü” adını vererek bu
noktadaki kararlılıklarını ortaya koydular.
Herkesin 22 Temmuz seçimleri konusundaki fikri
hâlâ daha “flu” iken, elbette bu seçimlere
girecek hazırlığı yapamadılar. Ama gençleri
arkasından sürükleyerek partisini kuran genç
genel başkan, bir başka cesur adım attı ve
Edirne’den 22 Temmuz seçimleri için bağımsız
aday oldu. Edirneli Kapalıçarşı esnafından
“Sinan ve Şükran’ın oğlu” Tuna Bekleviç.
Kulağında küpesi ve eğer Meclis'e gelebilirse
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Meclis'in en
genç vekili olacak olan Tuna Bekleviç’in yeni
siyaset anlayışını ve geleceğe dair
fikirlerini konuştuk.
Az kaldı, robotlar geliyor!..
Aslında bu takip edenler için eski bir haber. Ama
Japonya teknolojinin her alanında olduğu gibi
robotlar konusunda da dünya lideri ve bu konuda çok
önemli çalışmalar yapıyorlar. Bu robotları çokta
uzak olmayan bir gelecekte öncelikle mağazalarda
satış elemanı veya danışmalarda görecek daha
sonrasında ise yavaş yavaş geliştikçe evlerimizde
görmeye başlayacağız. Hiç bir zaman BattleStar
Galactica'daki kadar iyi olamayacaklar belki ama
ona yaklaşacakları kesin. Tabi burada saydıklarım
haricinde Geyşa kültürüne sahip olan Japonların
üretecekleri bu robotları daha değişik bir şekilde
kullanmalarıda olasılık dahili ![]()
Sevgi her yerde var!...
Çok çok eski bir haber bu.
Bugün tekrar önüme çıktı sizler ile paylaşmak
istedim. Hıncal Uluç'un uzun zaman önce
hakkımda yazdığı bir haber, daha doğrusu ilk
kitabım ile ilgili olarak yazdığı. Bu arada
J.Yorgo Wiestmich'in aslında kim olduğunu ve
aşağıdaki şiirin kimin için yazıldığını sadece
ben, eşim Saadet ve 2 kişi daha biliyor
sadece. Bu bir sır ve Davinci Şifresi tadında
ben bunu aslında nikah davetiyemiz de
açıklamıştım, hala elinde olanlar var ise bu
yazarın kim olduğunu oradan çıkartabilirler.
Bu kadar da ip ucu vermiş olayım. Neyse lafı
uzatmayayım, nasıl olsa Hıncal Uluç uzun uzun
yazmış, buyrun okuyun;
Sevgi
her yerde var!. ( 2 Eylül 1995 tarihli Sabah
gazetesinden)
Hıncal Uluç
"Microsoft
Fox pro
2.6 for
Windows ile
Programlama.."
Kitabın adı aynen bu işte.. Bir kitapçı tezgâhında
görseniz, eğer, bilgisayarla uzmanlık düzeyinde
özel ilgili değilseniz, açıp bakmazsınız bile.. Ve
açıp bakmadığınız için de neler kaçırmış
olabileceğinizi hiç düşünmezsiniz..
Gökçen
Karan'ın kitabı
aylarca masamın üzerinde durdu. Kapağının açılması
için sıra bekleyerek.. Aslında anında
Ergun Hiçyılmaz'a
gidebilirdi. Konu, hele hele kitabın başlığı beni
hiç mi hiç ilgilendirmediği için. (Bana gelen
yığınla kitaptan bir bölümünü,
Ergun'a veriyorum.. O inanılmaz
arşivine alıyor seçtiklerini.. Almadıklarını, o da
başkalarına devrediyor. Böylece kitaplar elden ele
dolaşıyorlar, atılıp, unutulma yerine.. İşe
yarıyorlar.)
Merakım beni dürttü gene.. En gereksiz görünen
reklam broşürlerine bile başından sonuna bir göz
atarım, işe yarar bir şey çıkar mı diye.. İşte bu
merakım, size, az sonra okuyacağınız enfes
satırları getiriyor. "Sevdiğim"
diye başlayan bu yazı, ister inanın, ister
inanmayın, "Microsoft
Fox Pro
2.6 For
Windows ile
Programlama" kitabın önsözü..
Yazarı J. Yorgo
Wiestmich, Türkiye'de yaşayan bir
şair. Yazıyı sevdiği kız için yazmış. Birlikte
olmayacakları halde bile, insanların
sevebileceklerini anlatıyor.. Ben de tutmuş size
yazıyı anlatıyorum. Aslını nasılsa sunuyorken..
Sevdiğim,
Bazen insanlar düşünür. Hayatın anlamı nedir diye..
Bunu zaman zaman ben de düşünüyorum. Hayatın anlamı
nedir diye.. En azından seni tanıyıncaya kadar
düşünüyordum. Gerçeklerin acı olduğunu ve bu yüzden
biberin acı olduğunu anlatan bir espriyi
hatırladım. Halbuki biliyor musun, bütün biberler
tatlıdır. Zira hayat sanıldığı kadar acımasız ve
acı değil.
Sadece hayattaki tadı alabilmeli, kendi istediğin
gibi yaşayabilmelisin.
Çevrenin ne diyeceğini umursamadan.. Zira sen
yaşayamadıkların ile beraber ölüp gittiğinde
çevrenin sana bir yardımı olmayacak.
Kendini özgür bırak, ne hissediyorsan onu yap. Çoğu
insan gibi, mesela benim gibi, ne yapmam
gerekiyorsa onu yapma, bırak duygularını
perdelemeyi, bırak ırmaklar gibi coşsun. Bir
sevdiğinin elini tutarken yaşadıklarının yanlış
olduğunu düşünüp hayıflanma, bırak o sevgi senin
tüm benliğini sarsın. Eğer onun gerçekten aradığın
olduğuna inanıyorsan, ona sımsıkı sarıl, onu yaşa,
onu bırakma.
Günün birinde belki anlarsın ne kadar sevdiğini, ne
kadar sevebileceğini, ne kadar sevildiğini, ne
kadar sevilebileceğini, ama iş işten geçmiş,
sevgilin, seni seven gitmiş, yitmiş olabilir. İşte
o zaman üzülme vaktidir. Yerli yersiz ağlama
vaktidir. İşte o zaman çevrene dönüp, şimdi ne
yapacağım diye sorma vaktidir. Alacağın cevabı sana
söyleyeyim güzelim. Bilmiyorum diyecekler, senin
dediğin gibi. Ben biliyorum oysa, oysa sen de
biliyordun. Hep bildin zaten. Ama öyle olmadın.
Ama artık sen de biliyorsun, biliyorsun ki, en
azından bir kez gerçekten sevildin. Ve yine
biliyorsun ki, bu sevgi bitmeyecek. En azından ben
bitene kadar.
Yaşa.. Doğru bildiğin insanı bul ve onunla yaşa,
ama bu dostunu sakın unutma.. Bil ki unutulmayı hiç
sevmem. Ve bil ki kurallarım vardır, herkes buna
uymak zorundadır. Dostlarım benden önce ölemezler.
Dostlarım benden çok üzülemezler. Dostlarım benden
çok sevemezler. Ve dostlarımı kimse benden çok
sevmez. Artık Wiestmich'in
dostusun.
Yaşa bu hayatı sevdiğim, limon gibi sömürerek, tüm
ekşiliğine rağmen tadını alarak yaşa.
(2 Eylül 1995'te
yayınlandı)
TUNA BEKLEVIC: KAPATIN GENCLIK KADIN KOLLARINI ANLAYALIM ANYAYI KONYAYI
GTP
BASIN BULTENI: 16.03.2007
CUMA
Guclu Turkiye Partisi (GTP) Genel Baskani Tuna BEKLEVIC, uyelerinin %25'inin kadin %15'i genc oldugunu gururla aciklayan CHP'yi "CHP bir marifet yapmis, acikladi" diyerek agir elestirdi.
GENEL BASKAN EMRI ILE KADIN GENC KAYDEDEN PARTI
Beklevic "Sn. Baykal teskilatlarinizdaki uyelerinize kadinlari ve cocuklarinizi kaydedin diye emir verdiginizi herkes biliyor, siz siyasette samimiyetsizligin yasayan temsili oldunuz" dedi.
BIZIM YONETIM DE KADIN ORANI %67
Siyasette olmasi gerekeni bir marifet gibi aciklayan CHP'nin kadin ve genclere hic bir il yonetiminde yer vermedigini oysa GTP'nin Istanbul il yonetiminde kadin oraninin %67 oldugunu hatirlatan Beklevic, "bu durumun marifet degil olmasi gereken olagan durum oldugunu birisinin artik birisinin Sn. Genel Baskan'a hatirlatmasi gerekir" dedi.
Cumhuriyetin en genc partisi olan GTP'nin kurulmasi ile kadin ve gencligin siyasete katilimi ile ilgili Turkiye'de bir sorun kalmadigini hatirlatan Beklevic CHP'nin siyaseti sadece AKP ile didismek zemininde degerlendirdigini ifade etti.
"Dunya donuyor, zaman geciyor, Turkiye degisiyor" diyen Beklevic degismeyen tek seyin geleneksel siyaset zihniyeti oldugunu uzuntu ile seyrettiklerini ifade etti.
KAPAT GENCLIK KADIN KOLLARINI ANLAYALIM ANYAYI KONYAYI
Cok samimiyseniz buyrun hodri meydan kapatin bizim gibi genclik ve kadin kollarinizi partinin gercek sahipleri kadinlariniz ve gencleriniz olsun diyen Beklevic, kadini ve gencligi ayri bir kategoride degerlendiren geleneksel siyaset anlayisinin cokusunun cok yakin oldugunu savundu.
Losangeles Times : Atatürk'le ilgili şaka yapmak da modernleşmenin bir parçası
Radikal gazetesinden alıntıdır,
haberi okumak isteyenler
buraya tıklayabilir. Radikal gazetesi'de bu
haber Los Angeles Times gazetesinden almış,
orjinalini okumak isteyen
buraya tıklayabilir. Ben Atatürk'e karşı
yapılan şaka ve hakaret içeren konuşmalara
karşıyımdır. Yani bir yanım Amerika'da ki gibi
özgürce herkesin fikrini söyleyebilmesini
savunurken bir yandan da bize yıllarca öğretilen ve
sonrasında kendim okuyarakta öğrendiğim bu değerli
insan için güzel duygular beslerim. Bu yüzden benim
için değerlidir. Bu yazıyı okuyunca biraz düşünmeye
başladım; isterseniz okumaya devam
edin.
SKYPE: Şimdi herşey değişecek!..
SKYPE yine yapacağını yaptı. Üzgünüm çevirmeye
üşendim hepsini ama aşağıda tamamını veriyorum
okursunuz. Kısaca izah edeyim. Kendinize
dakikası maximum USD 2.50 üzerinden
dilediğiniz uzmanlık veya hizmet için bir
tanım yapıyorsunuz. Örneğin ben size web
sitesi dizaynı veya hukuk danışmanlığı
hakkında birşey sormak, danışmak istiyorum. Bu
durumda paypal üzerinden giderek kredi kartım
ile size kayıt yaptırıyorum. Sonra konuşmaya
başlıyoruz. Örneğin elinizde bir fotoğraf var
ve bunun üstüne birşeyler ekletmek,
düzelttirmek istiyorsunuz. Karşı taraf bunu
dakikası 1.30 USD'ye yapıyor mesela. Hizmet
süresi toplamı sizin kredi kartınızdan paypal
üzerinden hizmet verene aktarılıyor. SKYPE tüm
hizmetlerden %30 komisyon alıyor.
Şimdi pek çok şey değişecek, kısa sürede dünya çapında hizmet veren pek çok küçük hücresel işler türeyecek. Umarım Türkiye'de de birileri bunun farkına varırlar. SKYPE 3.1 ile ilgili bilgi edinmek için buraya tıklayınız.
AKP, fıkracı başkan için ihraç istedi
(Milliyet gazetesinden alıntıdır: http://www.milliyet.com.tr/2007/03/08/siyaset/siy03.html )
Şimdi madem 1 tane video için Youtube'a erişimi
durdurdunuz. Adam Atatürk'e güpegündüz kalkıp neler
demiş? STAR'daki haberi seyretmeyen var ise
aranızda aşağıda buyrun seyredin. Demek ki tek bir
video için koca bir portali kapatıyorsunuz o zaman
bu adam hangi partiden? AKP'mi ? AKP'ye erişimi
durdurun ve hak yerini bulsun. Mantık aynı değil
mi? 1 video 1 site, 1 adam 1 parti. Üstelik bu adam
bizim içimizden bir seçilmiş. Bu konuda neler
yapılacak bunu çok merak ediyorum. Nasıl ? AKP'yi
kapatmak zor mu? Haa doğru ya iktidar partisi AKP
biraz zor olur. OK o zaman, açık kalsın. Youtube
kapatıldı nasıl olsa, vatanı kurtardık ![]()
Youtube erişiminin kısıtlanması ile ilgili

Mahkeme kararı ile Atatürk'e hakaret eden bir videodan dolayı Youtube.com adresine erişim biliyorsunuz durduruldu. Yukarıdaki sayfa çok büyük bir ayıp olarak dünya Internet tarihine kazındı. Çin, Suudi Arabistan, Tunus, İran ve Küba ise Dünya'da Internet'e sansür uygulayan diğer ülkeler. Şimdi bunların yanına bir de Türkiye eklendi. Yurt dışındaki arkadaşlarım ile yazıştığımda Avrupa
Devamı için buraya tıklayın...Dilara'nın ölümünün sorumlusu kim?

Ben aşağıdaki linkteki haberi yaptığımda arkadaş
çevrem bana şunu söyledi. Hep kötü şeylerden
bahsediyorsun, çünkü ben bu haberi Türkiye'den
dakikalar şeklinde yurt dışına yayın yapan bir
siteye de yerleştirmiştim. Türkiye'nin kötü
tanıtımını yapıyormuşum onlara göre. Öyle ya kötü
olan şeyleri gizlemeli böylece kimseye ayıplarımızı
göstermemeliyiz. Tek sorun yabancıya kötü gözükmek
mi? Tek tasamız bu mu? Yolda açık bırakılan logar
kapaklarını da gizleyelim o zaman... Hadi bunu da
gizleyin.
http://www.gokcenkaran.org/2007/01/sokaktaki_bubi_.html
Bence Dilara'nın ölümünün sorumlusu hepimiziz. Açık kalan logar kapaklarını yedi düvele duyurmayan, bununla ilgili haber yapmayan basın suçlusu. Orada açık kalan logar kapağından dolayı müteahhit firmaya tepki koymayan çevre halkı suçlusu. Benim gibi suskun demokratlarda suçlular arasında. Sesimizi daha fazla yükseltemediğimiz için. Başkan Topbaş suçlu değil mi peki? O'da suçlu. İhalelerin düzgün gittiğini kontrol etmediği için. Çalışmaları yapacak firmaları düzgün denetlemediği için veya düzgün denetleyecek birilerini çalıştırmadığı için.
Şimdi bir kere daha düşünün. Ayıplarımızı örtmelimiyiz yoksa herkese duyurmalımıyız? Ayıplarımızı örtmeyin, logar kapaklarını örtün onun yerine. Açık kalan logar kapaklarını veya gördüğünü ve aslında olmaması gereken her aksaklığı her sorunu lütfen paylaşın, herkesle, dünya ile. Varsın turist gelmesin logar kapakları açık kalan ülkeye.
Şalterler 19:55'de inecek OK peki yüzbinlerce şalter 20:00'de kalkınca ne olacak?
Çevre konusunda duyarlı birisi sayılırım. Mantıklı her türlü protestonunda arkasındayım. Ama ne yazıkki içinde bulunduğumuz dünya yine içinde yaşamaya mecbur olduğumuz tek gezegen. Ve içinde bulunduğumuz ekonomi daha iyi hale getirene kadar yaşamaya mecbur olduğumuz tek ekonomi. Şimdi 19:55'de şalter inecek çok güzel. Herhalde bir aklı evvel çıkıp itfaiyenin veya belediye
Devamı için buraya tıklayın...Aradaki bağlantıyı bulabilecekmisiniz bakalım?
24 Şubat 2007 Cumartesi tarihli Miliyet gazetesinden bir haber var aşağıda. Haberin kendisini okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.
Çocuk yurdunda çocuğu olacak!
Diyarbakır'da, berdel usulüyle evlendirilen ve 5
aylık hamile olduğu anlaşılan 14 yaşındaki H.K.,
mahkeme kararıyla çocuk yurduna yerleştirildi.
K.'nın 14 yaşındaki eşi M.A. ise tutuksuz
yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Hakkında,
"reşit olmayan mağdurenin ırzına geçmek" suçundan
10 yıla kadar hapis cezası istemiyle soruşturma
başlatılan M.A. da ifadesinde, berdel usulüyle
değil kendi istekleriyle, severek evlendiklerini
söyledi. Baskı görmediğini, kendi isteğiyle
evlendiğini öne süren H.K. da "Eşimi seviyorum.
Beni ailemden ve eşimden ayırmayın" dedi.
Merkeze bağlı Dumrulu köyünde Ayşe A.'nın,
Havacılar köyünden Ferhat K. ile kaçarak evlenmesi
üzerine babaları Mehmet A. ile Ramazan K., M.A. ile
H.K.'yı berdel usulüyle evlendirmiş ve haklarında
"çocuğun cinsel yönden istismarı" suçundan 34'er
yıl hapis istemiyle dava açılmıştı.
Şimdi ise size bu haberi yazmadan 5 dakika önce
Google Trends'de "çocuk porno" kelimelerini
arattığımda çıkan sonucu göstermek istiyorum.
Yukarıdaki olay Diyarbakır'da geçiyor bakın bakalım
ikisi arasındaki bağlantıyı bulabilecekmisiniz?
Google şirketi daha doğrusu Türkiye'deki reklam
avcıları istedikleri kadar bu sonuçlar doğru değil
şeklinde beyanat verip kendi şirketlerinin bir
ürününü kötülesinler ve Türkiye'yi temize
çıkartmaya çalışsınlar yinede gerçekleri
kapatamazlar. Bilirsiniz biz gerçekleri görmeyip
yok saymayı çok severiz. Alın size istatistik ve
gerçek.
Büyükanıt için suç duyurusu yapan çocuk!
Kaynak :
http://www.internethaber.com/author_article_detail.php?id=5007
Nazım
ALPMAN
nazim@internethaber.com
Haber internet üzerinden geldi. Başlık
için“Kamuoyunu Bilgilendirme Notu” şeklinde askeri
açıklamaları çağrıştıran üslup seçilmişti. Açıklama
şöyle başlıyordu:
“Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar BÜYÜKANIT
hakkında "siyasi amaçlı
demeç vermek ve telkinde bulunmak" gerekçesi ile
Askeri Ceza Kanunun 148. maddesine dayanarak 15
Aralık 2006 tarihinde suç duyurusunda
bulunduk.” Acaba bir şaka mı?
Sonra ilerleyen satırlarda durumun gayet ciddi olduğu belli oluyordu:
“Yaklaşık iki aylık süre sonrasında dosyamız önce Adalet Bakanlığı'na akabinde de Genelkurmay Başkanlığı'na gitti. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı 2007/174 sayılı bir dilekçe ile "Hürriyet
Devamı için buraya tıklayın...Vergiler nereye gidiyor!...
Milli Eğitim Bakanı
Hüseyin Çelik, İlkokul 4. sınıftan yukarı olan
tüm öğrencilere ücretsiz meb.gov.tr uzantılı
e-mail adresi verileceği müjdesini
verdi.
Milli eğitim bakanı Hüseyin Çelik şu şekilde bir açıklama yapmış;
Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları tarafından dün düzenlenen "kişiye özgü öğretim" modeli tanıtım toplantısında açılış konuşması yapan Çelik, "Yeni müfredatın bir anlamda açılımı olan bu projeye bakanlık olarak destek veriyoruz" dedi. Çelik, daha sonra, "Bu arada bomba gibi bir haber daha veriyorum: Telekom’la işbirliği halinde bir çalışma yapıyoruz. İlkokul 4. sınıftan yukarı tüm öğrencilerimize ücretsiz e-mail adresi vereceğiz" dedi.
Ben şunu merak ediyorum. Bir öğrenciye verilecek bir e.posta kutusunun Milli Eğitime maliyeti nedir? Zira bunun için bir disk alanı ayrılacak muhakkak. Yüzbinlerce öğrenci için her biri için 5 mb'lık bir alan bile ayırsanız ciddi bir bilgi işlem altyapısı gerekiyor. Biliyorsunuz bu serverları kurmakla bitmiyor. Bunların aylık bakım, yenileme, lisans ücretleri, barındırma, ISP vs. masrafları var. E bunlara bakacak bir teknik kadro lazım. Yoksa birileri yeni bir teknoloji şirketi kuruyorda bu iş oraya mı ihale edilecek? Yahoo, Gmail, Hotmail gibi bedava alanlar var iken bu isimlerin popülerliği varken öğrencilerin bir kaç MB'lık posta kutularını kullanacaklarını zaten düşünmüyorum.
Vergilerimiz nereye ne şekilde futursuzca harcanıyor buyrun seyreyleyin. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığını masrafları açıklamaya davet ediyorum. Ben vatandaş olarak boşa gidecek bir bilişim yatırımının finansmanının benim maaşımdan kesilen vergiler ile yapılmasına karşıyım. Microsoft herşeyi kendi cebinden harcayıp bu sistemi kuracaksa ne ala ama böyle birşey olmayacağını hepimiz biliyoruz. Sizleri de bu konuda duyarlı olmaya ve Milli Eğitim Bakanı sayın Hüseyin Çelik'e protesto ve soru e.postaları göndermenizi rica ediyorum. Tabi sizde aynı fikirdeyseniz.
Yurtsan Atakan, BSA'nın korsanlığını ortaya çıkardı!..
BSA’nın korsan
cezasının belgesi ( Yurtsan
Atakan )
HÜRRİYET e.yaşam’ın 13 Ekim 2006
sayısındaki "Korsanla savaşan BSA’nın asıl kendi
korsanmış" başlıklı haberimizde, Avukat Mehmet Ali
Köksal’ın BSA’nın Türkiye’deki hukuksal durumuyla
ilgili yaptığı başvurunun sonuçlarından bahsetmiş
ve BSA’nın Türkiye’de gerekli izni almadan faaliyet
göstermesinden dolayı faaliyetlerinin Dernekler
Kanunu’na aykırı olduğunu yazmıştık.
BSA, Türkiye Bilişim Derneği yönetimini de peşine
takarak yaptığı bir basın toplantısıyla haberimizi
yalanlamaya çalışmıştı.
Haberin orjinali
:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/5914009.asp?yazarid=52&gid=61
Sanatçı toplumun aynasıdır!...
Mirkelam demişki; "Mutlu Olmak
İstiyorum" adlı son albümünde, esprili ve argo
şarkı sözleriyle Türkçe'yi daha özgürce
kullanmaya çalışan Mirkelam, Roll dergisine
verdiği röportajda Türkiye'de küfürlü şarkı
sözlerine ihtiyaç olduğunu belirtti.
Albümüne koymaya cesaret edemediği "Sıçma" adlı bir şarkısının da olduğunu açıklayan Mirkelam, "Küfredemezsin Türkçe şarkıda. Ama 'hay ben böyle işin' demen gereken durumlar var. Şu anda dünya müziğini küfürlü şarkılar yönetiyor, ama bize uymuyor" demiş. (Hürriyet gazetesinden)
Devamı için buraya tıklayın...Devlet korumasındaki çocuklara yuvada şiddet bitmiyor...
Milliyet
gazetesinden :
Yine hakaret, yine yürek dağlayan görüntüler yine
şiddet...
Oysa devletin koruması
altındaki bu minicik yürekler kendilerine bakmakla
görevli olanlardan sadece sevgi ve şefkat
bekliyorlardı.
Yıllardır gündemde olan
bu soruya cevap arayan biri, İstanbul'un en büyük
çocuk yuvalarından birinde bakıcı anne olarak
çalıştı. Eleman bakıcı annelik yaptığı dönemde
sarsıcı gerçeklere tanık
oldu.
'Beni de yargıla 301' kampanyası
Genel
Başkanlığı'nı Tuna Bekleviç'in yaptığı Güçlü
Türkiye Partisi, TCK 301. maddenin
kaldırılması için yeni bir kampanya
başlattı.
Güçlü Türkiye Partisi, TCK 301.maddenin kaldırılması için ilginç bir kampanya başlattı. "Beni de yargıla 301" adı verilen kampanya ile 301 gencin, yasa kapsamındaki suçu işleyip mahkemelere kendilerini ihbar edeceğini ifade edildi.
GTP'den yapılan yazılı açıklamada, Genel Başkan Tuna Bekleviç, kampanyanın amacının yargıyı tıkayarak bu maddeyi işlevsiz hale getirmeyi amaçladıkların belirtti. Bekleviç şöyle dedi:
"Türkiye, Türkiye'nin geleceğini düşünen vatanseverlerin farklılıkları ile güçlüdür. Biz, güçlü Türkiye isteyen 301 genç olarak 301.maddenin önünü tıkamak için cesaretle mahkeme kapılarına yığılacağız. Hükümet bu maddeyi kaldırana kadar her birimiz ayrı ayrı 301'inci maddeyi bilerek ve isteyerek çiğneyeceğiz. Bu maddeden yargılanıp suçlu bulunan aydınlarımızı destekleyeceğiz"
Çağrı metninde "Farklılıklarımız gücümüzdür. Hadi beni de yargıla 301" başlığıyla başlatılan kampanyada mahkemelere başvuracak gençlerin 23 Şubat 2007 tarihinden itibaren suçu işleyeceklerini belirten Bekleviç, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'na kendileri hakkında 10'lu gruplar halinde suç duyurusunda bulunacaklarını da açıkladılar.
Haber kaynağı : http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=214934
Siyasetteki 'gençsiz'liği aşmak için parti kuran gençler
Radikal Gazetesi
:
Altan
Öymen
'Güçlü Türkiye
Partisi'nin 224 üyesinin yaş ortalaması 27... Genel
başkan 29 yaşında. Üyelerin yüzde 35'i kadın...
Türkiye'nin en genç parti kurucusu İmre Eskici,
partiye nasıl girdiğini anlatıyor: 'Annem babam
kaygılıydı. Herkes beni uyardı. Siyaset genç işi
değil dedi. Ama ben Amasya'dan otobüse
bindim...'
İrem Eskici ile yaptığım roportaj için buraya
tıklayabilirsiniz.
26/12/2006 (179 kişi okudu)
Devamı için buraya tıklayın...Yılın adamı seçildim!..
Time
dergisi yılın adamını seçti. Yılın adamı kim
biliyor musunuz? Benim!..
İnanmıyorsanız yandaki resme bakın, Time dergisinin kapağında göreceksiniz yüzümü (ok kadraj çok iyi değil ama o benim resmim neticede... )
Yok ama sadece ben değilim, sizsiniz, yan masada oturan, kolunun altında video kamera ile dolaşan, girdiği her blogda yorum yazan, forumlara katılan, kısaca "içerik" üreten herkes.
Internette içeriğin altın devri yaşanıyor. Bloglar ile başlayan bu altın devir daha sonra podcast ve ardından nihayet videocast ile yani video bloglar ile son şu andaki halini almış bulunuyor.
Devamı için buraya tıklayın...Çocuk pornosu ile ilgili yasa teklifi hazırlandı.
Hurriyet gazetesindeki haber aşağıda okursunuz;
şimdi ise bu maddeleri bir değerlendirelim.
RAPOR ÇIKARMA ZORUNLULUĞU:
Bir servis sağlayıcı kendi üzerinde yayınlanan tüm
siteleri nasıl raporlayacak ve denetleyecek çok
merak ediyorum. Biliyorsunuz bir zamanlar bir yasa
daha çıkarmışlardı, sözüm ona servis sağlayıcılar,
yayınladıkları portallerin ekran görüntülerini
bastırıp savcılığa teslim edeceklerdi. Ben o
zamanlar TNN'de çalışıyordum, bir hesaplamıştık
günlük updateleri göndermemiz gerekir ise bir tır
tutmamız gerekiyordu. Şimdi de durum çok farklı
değil. Bir şikayet veya saptama olduğunda bunu
yapabilirler ama ücra linklere saklanmış her siteyi
nasıl bulacaklar merak ediyorum. Bu porno yayını
yapmayan diğer hosting müşterilerinin maliyetlerini
arttıracak diye düşünüyorum.
Zamanında kızınla ilgilenmiyorsun. Sonra mahkeme salonunda adalet arıyorsun
Yazıya bir hışımla dalın diye yazdım bu başlığı, Gökçen kafayı mı yedi diye düşüneceksiniz belki de. Herhalde beni tanıyan hiç kimse bu sözü benim söylemeyeceğimi bilir, en azından tanımasa da blogu takip edenler artık aşağı yukarı nasıl birisi olduğum konusunda fikir sahibi olmuşlardır.
Bu sözler aşırı dozda uyuşturucu kullanımından dolayı ölen Melis'in davasında Hakim tarafından babasına söylenen sözler. Bravo doğrusu!..
22-12-06
Çöple samanı karıştırmak
Aşağıda
Miliyet gazetesinden bir haber var; isterseniz
önce onu okuyun;
Öncelikle şuna karar vermeliyiz, biz dansöz kıyafeti içinde 14 yaşında bir kız görünce tahrik oluyor muyuz? Eğer oluyorsak zaten vay halimize. Bence aşağıdaki durum çöple samanı birbirine karıştırmaktan başka birşey değildir.
Bizde pek birşeyin ayarı yoktur. Çok az şeyi dozunda yaparız bilirsiniz. Şimdi çocuk pornosu gündem de ya, daha önce kimseyi rahatsız etmeyen bir sürü şey buna yorulacak, alakasız konularda şikayetler olacaktır. Kesin yapılacak bunlar göreceksiniz.
Haberi okuyun lütfen, bence eleştirilse eleştirilse tek söylenebilecek şey, Türkiye'nin dansöz kıyafeti içinde temsil edilmesi olabilir. Yoksa ana temayı l
