Kötü şeyler

Çengelköy'de çatışma vardı? Polis nerede?

Dün gece Çengelköy’de 219 el silah atıldı...... Devamı için buraya tıklayın...
|

Barış zamanı şehri; İstanbul



Burası bizim sokağımız. Bu fotoğraf bugün çekildi, yer; İstanbul, Üsküdar, Çengelköy.



Çöpler bir haftadır toplanamıyor? Ne kar mı yağmış? Peki bana ne? Benden çevre vergimi veya bilimum vs. vergilerimi tahsil ederlerken havanın yağmurlu veya kar yağışı olup olmadığına aldırmıyorlar. Bu durumda benin verdiğim vergiler karşılığında bana verilmesi gereken hizmetleri her mevsim şartında beklemek hakkım değil midir?



Bu çöpler toplanmamıştır. Madem bu ülkede kışın kar yağıyor ve son 5 bin yıldır her kış kar yağdığını biliyoruz o zaman kışın kar yağdığında mahallemin yolunu açacak, çöpünü toplayacak teçhizatı temin etmek bu konuda hazırlıklı olmak belediyenin veya kim ilgileniyor ise daha doğrusu benim verdiğim vergiden kim nasipleniyor ise onun görevi değil midir?



Yoksa İstanbul sadece bir barış zamanı şehrimidir? Kar yağarsa, yağmur yağarsa, deprem olursa işlemeyecek sadece hava açık ve yağış olmadığında belediye hizmetlerinin verildiği bir yer midir?



|

Elektriğe neler oluyor?!..

Son 1-2 haftadır hergün minimum 3-4 kez en az 30 dakika süren elektrik kesintileri yaşanıyor Çengelköy'de. Arızayı aradığınızda ise hiç kimse ne olduğunu bilmiyor. Bu 1-2 gün sürse sorun değil diyebilir insan ama son 2 haftadır hergün bir kaç kez bu yaşanıyor. 2008 yılında internet vs. konuşurken daha elektrik konusunda bu derece bir tutarsızlık ve dengesizlik doğrusu insanı çok korkutuyor. Bu konuda hiç bilgisi olan var mı? Var ise bana yazarsa veya bu yazıya yorum yazarsa çok sevinirim.

|

Nişantaşı'nda kavga!..





Bu görüntüyü ofisin penceresinden çektim. Burası Nişantaşı. İnsanlar en ufak bir nedenden dolayı birbirlerine kolayca vurabiliyorlar, özellikle trafikte çok sinirli oluyorlar. Hemen küfür etmeler, sonra yumruklar ve tekmeler havada uçuşuyor. Keşke bu videoya tanık olmasaydım diyor insan bir süre sonra. Neyseki bu sefer ayıran birileri çıktı...






Bu videoyu ayrıca aşağıdaki linklerden de izleyebilirsiniz.




|

İDO'yu Göreve Çağırıyorum!..

Her sabah vapurla gidip geliyorum. Vapur'un açık kısmı deniz havası almak için en iyi tercih sabahları. Ama sabahları vapurların açık kısmı adeta bir sigara odasına dönüşüyor. Öyleki sigaradan rahatsız olmamak için bazen kapalı alana bile geçtiğim oluyor. Bu sabaha kadar farketmemiştim, dış alanda da sigara içmek meğer yasakmış. Ama hiç bir İDO görevlisi buna aldırmıyor ve herkes resmen tüterek sigaralarını içmeye devam ediyorlar. Bu alanda sigara içmek yasak olduğu için herhangi bir küllük bulunmuyor. Ve bilin bakalım biten sigaralar ve içerken külleri nereye gidiyor? Denize ve vapurun zemimine veya üst kattan aşağıya atılıyor. İDO'yu ve İDO görevlilerini koydukları kuralları uygulamaya davet ediyorum. İlk vapur yangınından önce vapurlarda sigara içilmesine engel olun. Görevinizi yapın!..

|

Çocuk tacizleri ile ilgili...

Aşağıdaki linke tıklayarak indirebileceğiniz bu powerpoint sunusunu bana İrem Eskici gönderdi. Amerika'da kayıtlara geçmiş bir çocuk tecavüzünü anlatıyor ve benim kitabım da da bahsettiğim çocukları tacizden korumak için gerekli bazı özet bilgileri içeriyor. Eğer çocuğunuz var ise indirin izleyin.



Download ocuktacizlerinedikkat.pps

|

İstikbal kanapemi?!.. Allah korusun!...

Dün geceyi bu kanapelerden birisinde geçirmek zorunda kaldım. Bir misafirlikteydik yatıya kaldık. Ve tüm gece test etmiş birisi olarak herkesi uyarmak istiyorum. Eğer evinize çek-yat, kanape türünde birşey alacaksanız İSTİKBAL markasından hele bu resimde gözüken modelden kesinlikle uzak durun. Gidin eski model bir divan filan alın hem daha ucuza gelir hemde daha rahat bir uyku çekersiniz. Size şöyle diyeyim, askerde yattığım yataklar bile İstikbal'in bu kanapesinin yatak olmuş halinden daha konforluydu.
|

Big brother is watching you!..



Bryan Mayers tarafından hazırlanmış olan bir haber. Eğer vaktiniz varsa izleyin biraz uzun çünkü, Amerika'nın e.postaları nasıl monitor ettiği üzerine bir haber.


|

Youtube erişiminin kısıtlanması ile ilgili



Mahkeme kararı ile Atatürk'e hakaret eden bir videodan dolayı Youtube.com adresine erişim biliyorsunuz durduruldu. Yukarıdaki sayfa çok büyük bir ayıp olarak dünya Internet tarihine kazındı. Çin, Suudi Arabistan, Tunus, İran ve Küba ise Dünya'da Internet'e sansür uygulayan diğer ülkeler. Şimdi bunların yanına bir de Türkiye eklendi. Yurt dışındaki arkadaşlarım ile yazıştığımda Avrupa

Devamı için buraya tıklayın...
|

Dilara'nın ölümünün sorumlusu kim?



Ben aşağıdaki linkteki haberi yaptığımda arkadaş çevrem bana şunu söyledi. Hep kötü şeylerden bahsediyorsun, çünkü ben bu haberi Türkiye'den dakikalar şeklinde yurt dışına yayın yapan bir siteye de yerleştirmiştim. Türkiye'nin kötü tanıtımını yapıyormuşum onlara göre. Öyle ya kötü olan şeyleri gizlemeli böylece kimseye ayıplarımızı göstermemeliyiz. Tek sorun yabancıya kötü gözükmek mi? Tek tasamız bu mu? Yolda açık bırakılan logar kapaklarını da gizleyelim o zaman... Hadi bunu da gizleyin.

http://www.gokcenkaran.org/2007/01/sokaktaki_bubi_.html



Bence Dilara'nın ölümünün sorumlusu hepimiziz. Açık kalan logar kapaklarını yedi düvele duyurmayan, bununla ilgili haber yapmayan basın suçlusu. Orada açık kalan logar kapağından dolayı müteahhit firmaya tepki koymayan çevre halkı suçlusu. Benim gibi suskun demokratlarda suçlular arasında. Sesimizi daha fazla yükseltemediğimiz için. Başkan Topbaş suçlu değil mi peki? O'da suçlu. İhalelerin düzgün gittiğini kontrol etmediği için. Çalışmaları yapacak firmaları düzgün denetlemediği için veya düzgün denetleyecek birilerini çalıştırmadığı için.



Şimdi bir kere daha düşünün. Ayıplarımızı örtmelimiyiz yoksa herkese duyurmalımıyız? Ayıplarımızı örtmeyin, logar kapaklarını örtün onun yerine. Açık kalan logar kapaklarını veya gördüğünü ve aslında olmaması gereken her aksaklığı her sorunu lütfen paylaşın, herkesle, dünya ile. Varsın turist gelmesin logar kapakları açık kalan ülkeye.

|

Aradaki bağlantıyı bulabilecekmisiniz bakalım?

24 Şubat 2007 Cumartesi tarihli Miliyet gazetesinden bir haber var aşağıda. Haberin kendisini okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.



Çocuk yurdunda çocuğu olacak!



Diyarbakır'da, berdel usulüyle evlendirilen ve 5 aylık hamile olduğu anlaşılan 14 yaşındaki H.K., mahkeme kararıyla çocuk yurduna yerleştirildi. K.'nın 14 yaşındaki eşi M.A. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Hakkında, "reşit olmayan mağdurenin ırzına geçmek" suçundan 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle soruşturma başlatılan M.A. da ifadesinde, berdel usulüyle değil kendi istekleriyle, severek evlendiklerini söyledi. Baskı görmediğini, kendi isteğiyle evlendiğini öne süren H.K. da "Eşimi seviyorum. Beni ailemden ve eşimden ayırmayın" dedi.
Merkeze bağlı Dumrulu köyünde Ayşe A.'nın, Havacılar köyünden Ferhat K. ile kaçarak evlenmesi üzerine babaları Mehmet A. ile Ramazan K., M.A. ile H.K.'yı berdel usulüyle evlendirmiş ve haklarında "çocuğun cinsel yönden istismarı" suçundan 34'er yıl hapis istemiyle dava açılmıştı.

Şimdi ise size bu haberi yazmadan 5 dakika önce Google Trends'de "çocuk porno" kelimelerini arattığımda çıkan sonucu göstermek istiyorum. Yukarıdaki olay Diyarbakır'da geçiyor bakın bakalım ikisi arasındaki bağlantıyı bulabilecekmisiniz? Google şirketi daha doğrusu Türkiye'deki reklam avcıları istedikleri kadar bu sonuçlar doğru değil şeklinde beyanat verip kendi şirketlerinin bir ürününü kötülesinler ve Türkiye'yi temize çıkartmaya çalışsınlar yinede gerçekleri kapatamazlar. Bilirsiniz biz gerçekleri görmeyip yok saymayı çok severiz. Alın size istatistik ve gerçek.



  Diyarbakir_2

|

Vergiler nereye gidiyor!...

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, İlkokul 4. sınıftan yukarı olan tüm öğrencilere ücretsiz meb.gov.tr uzantılı e-mail adresi verileceği müjdesini verdi.



Milli eğitim bakanı Hüseyin Çelik şu şekilde bir açıklama yapmış;



Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları tarafından dün düzenlenen "kişiye özgü öğretim" modeli tanıtım toplantısında açılış konuşması yapan Çelik, "Yeni müfredatın bir anlamda açılımı olan bu projeye bakanlık olarak destek veriyoruz" dedi. Çelik, daha sonra, "Bu arada bomba gibi bir haber daha veriyorum: Telekom’la işbirliği halinde bir çalışma yapıyoruz. İlkokul 4. sınıftan yukarı tüm öğrencilerimize ücretsiz e-mail adresi vereceğiz" dedi.



Ben şunu merak ediyorum. Bir öğrenciye verilecek bir e.posta kutusunun Milli Eğitime maliyeti nedir? Zira bunun için bir disk alanı ayrılacak muhakkak. Yüzbinlerce öğrenci için her biri için 5 mb'lık bir alan bile ayırsanız ciddi bir bilgi işlem altyapısı gerekiyor. Biliyorsunuz bu serverları kurmakla bitmiyor. Bunların aylık bakım, yenileme, lisans ücretleri, barındırma, ISP vs. masrafları var. E bunlara bakacak bir teknik kadro lazım. Yoksa birileri yeni bir teknoloji şirketi kuruyorda bu iş oraya mı ihale edilecek? Yahoo, Gmail, Hotmail gibi bedava alanlar var iken bu isimlerin popülerliği varken öğrencilerin bir kaç MB'lık posta kutularını kullanacaklarını zaten düşünmüyorum.



Vergilerimiz nereye ne şekilde futursuzca harcanıyor buyrun seyreyleyin. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığını masrafları açıklamaya davet ediyorum. Ben vatandaş olarak boşa gidecek bir bilişim yatırımının finansmanının benim maaşımdan kesilen vergiler ile yapılmasına karşıyım. Microsoft herşeyi kendi cebinden harcayıp bu sistemi kuracaksa ne ala ama böyle birşey olmayacağını hepimiz biliyoruz. Sizleri de bu konuda duyarlı olmaya ve Milli Eğitim Bakanı sayın Hüseyin Çelik'e protesto ve soru e.postaları göndermenizi rica ediyorum. Tabi sizde aynı fikirdeyseniz.

|

Kurtlar vadisi



Kurtlar vadisi yayından kaldırıldı. Öncelikle en başta fikrimi belirtmeme izin verin bu bir sansürdür. Kurtlar vadisini sürekli izleyen takip eden birisi değilim. Ben filmleri genelde sinema kurgusu açısından da izlemeyi seviyorum. Yani eğer bir film düzgün çevrilmedi ise, efektlerden, oyuncularına kadar düzgün kurgulanmadı ise tiyatroymuşda ama filmmiş gibi davranıyor ise o seyrettiğimden bir zevk almıyorum.

Kurtlar vadiside benim için böyle; yani içeriğinin çok güçlü ve büyük oranda gerçeklere dayandığını kabul ediyorum. Ama seyir açısından çok zayıf kalan bir dizi. Elbette Kurtlar vadisi Irak filmi için
Devamı için buraya tıklayın...

|

Gördüğüm en kötü tanıtım!..



Lütfen yayın kalitesi açısından kusura bakmayın neticede video kamera ile tv'nin frekansları tutmuyor. İzleyeceğiniz şey "Yabancı damat" adındaki diziye ait. Bu fragman veya tanıtım şu ana kadar hayatımda izlediğim en kötü tanıtımlardan birisi. Herhalde bu konuda bir oskar olsaydı kesin aday olurdu. Montajı yapan kişinin ruh hali nicedir bilinmez ama bu kanalın bir yayın yönetmeni yokmudur? Bu yayınlanmadan seyretmemiş mi? Başkaca da yorum yapmıyorum, izleyin kendiniz karar verin.

|

Uygunsuz Gerçek!..



Al Gore'un "Uygunsuz Gerçek" , "An inconvenient truth" isimli filmini seyrettim önceki akşam. Aslında ailece çevreci sayılırız, yerlere çöp atmayız veya aşağıdaki videoda olduğu gibi atanlar olursa deliririz, elimizden geldiğince çevreye dost tüketim ürünleri kullanmaya gayret ederiz,
Devamı için buraya tıklayın...
|

Sanatçı toplumun aynasıdır!...

Mirkelam Mirkelam demişki; "Mutlu Olmak İstiyorum" adlı son albümünde, esprili ve argo şarkı sözleriyle Türkçe'yi daha özgürce kullanmaya çalışan Mirkelam, Roll dergisine verdiği röportajda Türkiye'de küfürlü şarkı sözlerine ihtiyaç olduğunu belirtti.



Albümüne koymaya cesaret edemediği "Sıçma" adlı bir şarkısının da olduğunu açıklayan Mirkelam, "Küfredemezsin Türkçe şarkıda. Ama 'hay ben böyle işin' demen gereken durumlar var. Şu anda dünya müziğini küfürlü şarkılar yönetiyor, ama bize uymuyor" demiş. (Hürriyet gazetesinden)

Devamı için buraya tıklayın...
|

Devlet korumasındaki çocuklara yuvada şiddet bitmiyor...



Milliyet gazetesinden :
Yine hakaret, yine yürek dağlayan görüntüler yine şiddet...
      Oysa devletin koruması altındaki bu minicik yürekler kendilerine bakmakla görevli olanlardan sadece sevgi ve şefkat bekliyorlardı.
      Yıllardır gündemde olan bu soruya cevap arayan biri, İstanbul'un en büyük çocuk yuvalarından birinde bakıcı anne olarak çalıştı. Eleman bakıcı annelik yaptığı dönemde sarsıcı gerçeklere tanık oldu.

Devamı için buraya tıklayın...
|

Dağda çeker, Kentte çekmez CELL

Trkcell Turkcell reklamı var hani dağ başında karlar altında bir dağ köyü. Bir öğrenci genç kız çalışırkene elektrik kesiliyor ama dersinde eksik kaldığı noktaya cep telefonu ile ulaşabiliyor.



Ben şunu merak ediyorum. Dağ başında çeken Turkcell, merak ediyorum acaba benim eski Mecidiyeköy'deki evimde (evet Mecidiyeköy'de bir köy sayılır neticede öyle değil mi?) niye çekmiyordu?



Veya şu anda yeni taşındığımız evde mutfaktan salona geçerken hat niçin gidiyor? Halbuki yeni taşındığım yerde Çengelköy yani oda köy; hatta kar yağdığında nerede ise reklamlardaki köy gibi bir görüntüye sahip oluyor.  Hatta hafta sonları Çengelköy'de GPRS nerede ise hiç yok, ne oluyor ise haftasonları? Sanırım kar yağmadığı için olabilir, belki kar taneleri GPRS dalgalarının daha iyi iletilmesini sağlıyordur. Kısaca ben yeni bir isim buldum; dağda çeker, kentte çekmez CELL Happy

|

Yıl : 2007, yer İstanbul Etiler Lisesi Kışlası...

Hemen her cuma günü (ve galiba haftanın her günü de olabilir, bir dahakine dikkat ederim) iş yerimin arkasında kalan Etiler lisesi bir kışlaya dönüşüyor. Yok askerler gelmiyor, gelenler öğrenciler. Tabi aslında sanırım hemen her lise, ortakul, ilkokul aynı durumda olmalı.



- Dikkaaaaatttt
- Hazırolllll
- Kıpırdamaaaaaa
- Dikaayyyttttt
- Solaaaa dönnnnn

Devamı için buraya tıklayın...
|

Biz kural tanımayız...

Her sabah Çengelköy'den vapur ile Beşiktaş'a geçiyorum. Doğrusu vapur yolculuğu gerçekten çok güzelmiş, trafiğin o keşmekeşi yok, deniz havası sabahları iyi geliyor. Gerçi kışın biraz soğuk oluyor ama insanı kendine getiriyor. Kısaca sabahları yaptığım bu deniz yolculuğundan çok memnunum, çoğu kez güzel görüntülerde yakalıyorum bir kısmını daha sonra sizlerle de paylaşacağım. Ama bu yolculuk sırasında sevmediğim iki an var; birincisi vapura binmek, diğeri inmek.

Devamı için buraya tıklayın...
|

Zamanında kızınla ilgilenmiyorsun. Sonra mahkeme salonunda adalet arıyorsun


Yazıya bir hışımla dalın diye yazdım bu başlığı, Gökçen kafayı mı yedi diye düşüneceksiniz belki de. Herhalde beni tanıyan hiç kimse bu sözü benim söylemeyeceğimi bilir, en azından tanımasa da blogu takip edenler artık aşağı yukarı nasıl birisi olduğum konusunda fikir sahibi olmuşlardır.

Bu sözler aşırı dozda uyuşturucu kullanımından dolayı ölen Melis'in davasında Hakim tarafından babasına söylenen sözler. Bravo doğrusu!..
22-12-06
Devamı için buraya tıklayın...
|

Temiz Beyin Çalışma Grubu Çağrısı

DUYURU : "Temiz Beyin" çalışma grubuna katılın!.. Çocukların internet ve gerçek ortamda istismardan korunmaları için sizde birşeyler yapın!..

Devamı için buraya tıklayın...
|

Çocuk istismarı konusunda uğraşacağımız konulardan birisi : Mağdurun yanında olmak!...

Aşağıdaki haber biraz eski ama ben yeni gördüm kusura bakmayın. Bir çocuğa tecavüz edilmiş ama çocuk yardım istememiş bu fiil gerçekleşirken ve hakim bey çocuğun tecavüze gönüllü olduğu yönünde bir karar almış. Haber aşağıda okursunuz;

Devamı için buraya tıklayın...
|

Anneler Grubu.Com'dan Funda Dicle'nin yazısı....

Yazıyı bana eşim gönderdi, bu sıralar bu tip konular ile ilgilendiğimi bildiği için. Zaten bende internette çocuk istismarına karşı bulabildiğim her dökümanı okumaya toplamaya çalışıyorum, bunlar bizim oluşturacağımız çalışma ve çözüm bulma grubunda çok işimize yarayacak. Neyse sizi Funda Dicle'nin yazısı ile baş başa bırakıyorum.

Devamı için buraya tıklayın...
|

Lise yönetimlerine açık çağrı…Internet güvenliği seminerleri…

Lise yönetimlerine, okul müdürlerine, okul aile birliklerine açık bir çağrı yapmak istiyorum.



Yeni yayınlanan kitabımın tanıtım çalışmaları çerçevesinde bir dizi etkinlik başlatıyorum.



Dileyen okul yönetimleri okullarındaki öğrencilerin ailelerini organize ettikleri taktirde hem ben hemde internet güvenliği konusunda deneyimli diğer teknik arkadaşlarım ile beraber tamamen ücretsiz olarak okullarınıza gelerek ebeveynlere, çocuklarının interneti nasıl daha güvenli kullanabilecekleri konusunda bir dizi seminer vereceğiz. Burada üzerine değinilen konu teknik konulardan ziyade internetteki olası tehlikelerden çocukları nasıl koruyabilecekleri ve internetin aslında doğru kullanıldığında bir tehlike değil, çocukları için çok iyi bir öğretim aracı olacağını göstermektir.



Bu konu ile ilgilenenler lütfen benimle gokcen.karan@gmail.com e.posta adresinden veya SKYPE üzerinden gokcenkaran üzerinden bağlantı kursunlar.

|

Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?

Şimdi size 3 farklı istatistik sunacağım. Artık herkesin kabul ettiği interneti indexleyen google’un trends isimli bir hizmetinden bir kesit bunlar. Aslında geçtiğimiz aylar içinde gazeteler de de haber oldu ama o zamandan bu zamana hiç birşey değişmedi. www.google.com/trends adresine giriyorsunuz. Ve aşağıdaki kelimeleri arıyorsunuz.



“çocuk pornosu”



Karşımıza çıkan sonuç dehşet verici.  Evet neticede bu tür içeriği arayan bir kesim her zaman vardı ve ne yapılırsa yapılsın her zaman olacak.  Çocuk pornosu diye arandığında başı çeken ilimiz

Devamı için buraya tıklayın...
|

Türk Telekom'da sanal sohbet yasaklandı

Hürriyet gazetesinden alıntıdır. Süpermiş diyebiliyorum ancak. Bu arada da anlayana kızım sana söylüyorum gelinim sen anla diyorum Happy Anlayan anlamıştır!..

Devamı için buraya tıklayın...
|

Sabah vapurdaki öğretmenler

Yazmadan duramadım. Sabahları Çengelköy'den Beşiktaş'a vapur ile geçiyorum. İçerinin havası vapur çok kalabalık olduğu için çok kötü olduğundan dışarı oturdum. Karşıma bir süre sonra orta yaşlı bir bayan geldi. Oturur oturmaz bir sigara yaktı, çantasındaki mini termosunu çıkardı. Bir süre sonra onun yanına birisi daha geldi.



O'da hemen bir sigara yaktı, oda termosunu çıkardı. Bir süre sonra bir bayan daha bu gruba katıldı. Evet O'da hemen bir sigara yaktı ve termosunu

Devamı için buraya tıklayın...
|

Sokaktaki Bubi Tuzağı

Not: Bu sabah baktığımda aşağıda bahsedilen sorun giderilmişti.
Aşağıdaki haber 22.01.2007 tarihine aittir.


Ben Çengelköy'de oturuyorum epey tepede bir yerde. Sabahları yolum Lekeci Nuri isimli sokaktan geçiyor. Bu sabah daha doğrusu dün gece yolda bir bubi tuzağına rastladım. İSKİ, İĞDAŞ veya Üsküdar belediyesi. Hangisi yaptı bilinmez ama yolun ortasında gece asla farkedilemeyecek bir bubi tuzağı duruyor. Bunun gibi binlercesi var İstanbul'da biliyorum. Ancak birisi öldükten veya birisi arabasının altını takıp arabayı orada bıraktıktan sonra bunu yapan kurum gelip düzeltiyor. Aşağıda videosu mevcut, ben takip edeceğim bakalım kaç gün sonra düzeltecekler. Eğer sizin etrafınızda da buna benzer anormallikler var ise veya bu şekilde tuttuğunuz video bloglar var ise ne olur bana gönderin burada yayınlayalım.

|